ai

“Yapay Zeka ile Hükümet Yönetim Sistemi başlığı, kendi adıma oldukça heyecan verici bir başlık oldu diyebilirim.

Tam anlamıyla uygulandığı bir yer henüz yok.

Çin, birçok konuda ön plana çıkıyor olmasına rağmen hükümet yönetim sisteminin başlangıcında.

Sadece bizde değil yani dünyada yok.

Ancak ülkemizde, ilk olarak Cüneyt Zapsu tarafından dile getirilmişti.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından sermayenin enternasyonali olarak tasarımlanan Davos Zirvesi ‘Parçalanan Dünyada Ortak Gelecek Oluşturmak’ temasıyla düzenlendi.

Cumhurbaşkanlığı eski danışmanlarından Cüneyt Zapsu da o zirvedeydi.

Zapsu, o zirvenin hemen ardından “yeni çağ” ve “yeni dünya düzeni” ile ilgili ilginç açıklamalar yaptı.

İnsanlığın geldiği ve hızla tükettiği teknoloji, artık hükümet yönetim sistemine de dahil olacak.

“Yapay zeka ile siber güvenlik yöneticisi” başlıklı akademik çalışmam esnasında literatür taraması yaparken biraz karamsarlığa da kapılmadım dersem yalan olurdu. Çünkü, 1977 yılında “MIT” tarafından hazırlanmış olan birçok makale vardı.

ilk olarak şu cümleyi kurdum; “Yıl 2018 ve biz yapay zekayı konuşuyoruz, uygulama alanları arıyoruz ve adamlar 1977 de yapay zekayı yazmış… Vay canına…”

BAŞKANIN TALİMATI VE VATANDAŞIN BAŞKANA VERDİĞİ TALİMAT YETKİSİ ARASINDAKİ FARK!..

Sonra hemen, “Cezeri gibi ilk robotik çalışmaları kim yapmış?.. Başka kim bu alanlarda çalışmalar yapmış!..” diye merak ettim.

Algoritma dediğinizde Harezmi olduğu bilinen ama salt “Harezmi” denildiğinde kimsenin ne olduğunu bilmediği bir gerçeklikle karşılaştım.

Devlet arşivlerinden, “Feza” başlıklı yazışmaları bulma sürecine giriştim…

Şimdi, tüm bunlar bir kenarda dursun, biz “Yapay Zeka ile Belediyecilik” üzerine, uygulama tarafına odaklanıp, bir kaç örnek ile dünyada ve ülkemizde neler oluyor hep birlikte bakalım.

Bilindiği gibi eğer belediye başkanı bir talimat verirse, bu talimat emir niteliğindedir.

Çünkü Başkan, asla kamu zararına bir iş yapmaz ve minimum zaman, maksimum fayda ilkesi ile çalışma esasına uyar.

Rutin işler için standart emirler örnek karar niteliğindedir ve ayrıca bir onaya ihtiyaç duymadan, süreklilik arz ederek konu başlıkları kapanır, kapatılır ve şüpheli bir işlemse yeniden incelenmek üzere tekrar talep edilir.

Diğer taraftan, “Vatandaşın talebi nedir… Hangi birimin işi ve bu birimdeki insan unsurunun hataları, zaafiyetleri nelerdir?..”

Eğer vatandaştan gelen talep, başkanın verdiği standart talimatlar içinde varsa, görev yazısı personele tebliğ edilir ve personel tereddütsüz uygular.

Yani, burada asıl sorun başkanın talimatı hemen yerine getirilirkenvatandaşın başkana verdiği talimat yetkisini, kendisi kullanması halinde aynı süratle işin çözülmüyor olması.

İşte, asıl sorun ve yapay zeka ile belediyeciliğe kısa bir örnek. Detayları akademik çalışmamızda derliyoruz…

YAPAY ZEKÂ BİR YANDAN ÜRKÜTÜRKEN BİR YANDAN DA UMUT GİBİ…

Ülkemizde Yapay zekayı başarı ile besleyen ilk çalışma BİMER olmuştu.

Şimdilerde ise CİMER ve hemen ardından İçişleri Bakanlığı tarafından yakın zamanda devreye alınan “Açık Kapı” uygulaması, “Yapay Zeka ile Hükümet Yönetim Sistemi” öncesi ilk kullanılan platformlar bu şekilde sıralanıyor.

Aslına bakarsanız, insanlığın disipline edilmesi, ahlaksız ve topluma zarar verendiğer tüm unsurların tespit edilerek yok edilmesi ve benzer daha birçok olumsuz başlığın verdiği rahatsızlıkları ortadan kaldırabilmek için ‘Yapay Zeka‘dan medet ummak, insanlığın geldiği bu noktada çok üzücü bir durum.

Yapay zekanın bir tarafı hızla ürkütücü bir hal alırken diğer tarafı da insanlığa umutolacak gibi görünüyor…

Çin, bilinen teknolojilerin ucuz işçisi konumundan, teknolojik donanım, yazılım ve bu sistemlere bağlı teknolojileri geliştiren güçlü bir ülke konumunda.

Hindistan‘ın yazılım geliştirme ve matematikteki başarısına, nitelikli ve geliştirici gençliğimiz ile rakip olabilir miyiz bilinmez ama önümüzde ayan beyan ortada duran tehlikelerin de farkında olmakta fayda var.

Bu tehlikelerin en başında elbetteki insan faktörü gelmektedir.

“Geliştirme”den anlamayan ama gençleri sömürerek ön planda “iş yapıyorum” görünümünde olan insan müsveddelerinin halen daha kamu ve özel sektörde cirit atmaları büyük bir sorun olarak şu zamanda bile karşımıza çıkıyor.

Yapay zeka ve bu teknolojiyi besleyen tüm platformların hızla yaygınlaşması ise, bu tip zararlı insanların da tespit edilmesi ve elbette ki ortadan kaldırılması için büyük önem arz etmektedir.

Çünkü, gerçek geliştiriciler bu tip kişi ve temsil ettiği kurumlardan uzaklaşarak bireysel çabalar ile vakit kaybedebiliyor ya da yurt dışına giderek hayallerinin işçisi oluyor.

Bizim için, bilmeden biliyor görünmeye çalışmak tehlikelerin başında gelen en büyük sorun.

“Bu davranış biçimi insanın doğasında var ne yapabiliriz!..” demeyin lütfen.

Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombasını yiyen Japonya, robotik teknolojiler üzerinde de çok sıkı geliştirmeler yaptı, doğrudur.

Ancak, bilinen tüm teknolojilerini, Amerikan standartlarında geliştirdiğini de biliyoruz. Yani, işlemcin veya ana kartın bana aitse, işlemci ve ana kartımı kullanan teknoloji de benim kontrolümde demektir.

Çin, ucuz işçi olarak Five-Eyes teknolojilerini ve bu teknolojilere bağlı standartlarda başta Apple olmak üzere birçok teknoloji devine üretim yaparken, ethernet kartısayesinde tüm rakiplerini gizlice dinlediğini tüm dünyaya ilan ede dursun, bizim sözdeOxford mezunu yöneticilerimiz “Reis Arkandayız!..” sloganları ile anca “şöyle milli, böyle yerli… türünden ve daha nice saçma dijital dönüşüm planları ile ortalıkta gezinip dursunlar.

Bilişim alanında da tüm kalelerin yabancılar tarafından zapt edildiğini ve özellikle hızla artan teknoloji cambazlarının asıl hedeflerini Türk gençliği çok iyi bildiği için panik yapmaya gerek yok!

Asıl soru şu; “Reis arkandayız!..” diyenler tarafından “Milli ve yerli…” söylemleri ile ülkemize yutturduğu ve hızla uygulamaya geçen üstelik bağımlılık da yapan teknolojilerin şalteri kimin elinde?

Yani, falanca kurumun, falanca isimli başkanı mı geliştirdi o donanımı veya yazılımı?

Yoksa, “Five-Eyes” mı?

“Yapay Zeka ile Hükümet Yönetim Sistemi” öncesinde, insana dayalı hata ve zaafiyetleri tüm ayrıntıları ile bizlere yaşatan herkese teşekkür etmek gerek.

Yoksa, ruhu bile olmayan bir yapay zekaya; “Bak insan neler yapıyor böyle görüyor musun? Şimdi bu ve buna benzer durumlarla karşılaşırsan derhal şu protokolleri devreye al” diyerek insanlığı terbiye ettirmeye çalışmak sizce de garip değil mi?

“REİS ARKANDAYIZ!..” SLOGANCILARI İLE “ATAM İZİNDEYİZ” TEZATÇILARI VE DİYANET İŞLERİ BU İŞLERE NE DER!..

Son olarak, şu zamanda “Reis arkandayız!..” diyerek cahilce yapılan sözde işleri gördükçe, zamanında “Atam izindeyiz!..” diyenlerin yaptıkları tezatların bir yansımasının da bu günlerde benzer şekilde ayyuka çıktığını görüyoruz.

“Dünyada robot üreten ilk ülke olamadık!..”

“Dünyada robota ilk vatandaşlık veren ülke de (Suudi Arabistan) olamadık” diye ağlamanın anlamı da yok.

Hadi onları bile olsun yapamadık! Pek ala, “Robot Sex işçilerinin de konuşulduğu günümüzde, alkolden, şans oyunları ve başka haram kalemlerden alınan yüksek vergi ile ülkemizde sadece robotlardan oluşan bir genel ev açmak da mümkün olur mu?” diye de sorulabilir!

Böyle bir “teknoloji“nin ülkemizde iş yapacağı muhakkaktır da…

Dini konuda gerçekleştirilebilecek pek çok yazılım yerine teknoloji ve yazılımı sadece ayarsız hoparlörlerden ezan okutmak ve camilere “dijital namaz vakitleri tabelası” asmak dışında ne kendine ait televizyonunda ne de radyosunda kullanamayan Diyanet işleri başkanlığımız, gençlerin kötü alışkanlıklar ve fuhuştan uzak tutulması için yapılan bu “gelişim”e cevaz verir mi! Eğer cevaz verilir ve davet de edilirse Diyanet Başkanı, böyle bir durumda açılışta resmi kıyafeti ile mi yoksa “tebdili kıyafet” ile mi bulunur?

Bir de “Robotlarla evlilik” caiz midir? Robotlardan eş almak isteyen erkek ve kadınların robot eş alımında da sınır var mıdır?

Robotların şiddete maruz kalması veya verdiği hizmetlerde aksaklık yaşanması halindeBTK‘nın tebessümünden bizleri mahrum bırakmayan eski başkanı “Instagram’da global olarak yaşanan sıkıntı ortadan kalktığı için ülkemizde instagram aktif olarak kullanılmaya başlanmıştır” gibi açıklamaları robotlarda yaşanabilecek olası erişim sorunları konularında da duyacak mıyız?

Sonra, bir de esir alınan savaş robotlarının haklarını kim belirleyecek? Savaşta ele geçirilen robotlar “başka amaçlar” için kullanılabilir mi?

Diyanet işleri başkanımız, yapay zeka için fetva ya da bir hutbe verecek mi?

Benzer daha pek çok soru sıralanabilir…

Varlığını Türk varlığına armağan ederek, Kâinatın Efendisi’nin “Türkler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın” hadisi şerifini hatırlatarak, “Türk gençliğini az daha hafife almaya devam edenlerin vay haline!..” diyerek Siber Güvenilir günlerdilerim…

.

Burak Bozkurtlar, dikGAZETE.com

Tags : diyanet başkanıkainatın efendisirobot sex işçilerirobot vatandaşsiber güvenilirsiber güvenlikteknolojiyapay zeka
admin

The author admin

Leave a Response