kazım karabekir siber

Karabekir Paşa’nın İmparatorluğun Çöküşü ve Hayatım isimli eserleri üzerinde okumalara devam ettikçe, geçmişten günümüze ve günümüzden geçmişe sanal gerçeklik tadında bir yolculuk yapıyormuşçasına gerçekliği yüksek hislere kapılıyorum. Yolculuk öyle heyecanlı ve derin ki, bir anda Büyük Hun İmparatorluğu ile birlikte Avrupa’ya gidiyor ve bir anda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu kadrosu ile eşsiz diyalogların tanığı oluyorum. Bu yolculuk esnasında tarihe yön veren birçok olayı zihnimde adeta bir simülasyona dönüştürerek, geçmişten günümüze kadar yaşanan hadiselerdeki tüm karakterleri birer avatara dönüştürüyor ve sibernetik bir dünyaya uyarlamaya çalışıyorum.

Kazım Karabekir’den Günümüze Siber Güvenlik isimli çalışmamızın III. Bölümüne hoş geldiniz…

“Onları Arkalarından Yine Kendi Irklarıyla Vurdurmak” *

Bu kurtarıcı işe Papa da bütün himmetini sarf etmişti. Anadolu’daki beyler ve şehzadeler ifsat olunduğu (kargaşalık çıkarma) gibi bu ara işlerine çok yarayacak bir zihniyetle ortaya çıkan Timurlenk’i de bin bir vasıta ile harekete geçirmişlerdi. Kosova’da I. Sultan Murat, o müthiş zaferini kazanmış ve artık tehlikesizce İstanbul’un ele geçirilmesini oğlu Yıldırım Bayezıd’a devrettiği sıralarda, o şuursuz Timur’da belalı bir deli gibi ortaya çıkmış, Altınordu Devletini ezerek onu takatten düşürmüştü.

Hakikatin gereklerini düşünüp yapmaktan çok, başkalarının çıkarları için hazırladıkları arzularına bağlanan Timur, Moskova’dan sonra batıya yürümeyerek, Hindistan’a, Kafkasya’ya, İran’a ve Irak’a Anadolu’ya saldırmaktan ve yüzbinlerce Tatar sürülerine Türk ve İslam Çiğnetmekten zevk almıştı.

İşte bu cümleleri okuduktan hemen sonra günümüzde “dijital tetikçiliğe soyunan Timur’un yansımaları” bir anda zihnimde canlanmaya başladı. Özellikle son yıllarda dijital dönüşüm ve çok sesliliğe kurban edilen siber güvenlik stratejileri için kendilerine “Bilişimin Duayeni veya Siber Güvenliğin Patronu” denilmesinden büyük zevk alanların, tıpkı o dönem Karabekir Paşa’nın ifadesiyle “ o şuursuz Timur” bugün de sanki siber güvenlik başlığında hortlamış ve Şuursuz Timur’un izinden gidermişçesine akıl tutulması yaşayanların önderliğinde kendi vatandaşlarını denetimsiz ve regülasyonlardan muaf yabancı teknolojilerin eliyle adeta ezerek takatten düşürdüklerini görmezden gelemedim.

Yine harika analizlerin mimarı olan Karabekir Paşa’nın ifadesiyle;

“Teleskopla göktekilerin, mikroskopla da mikropların hareketleri nasıl uzmanları tarafından devamlı gözetlenerek özelliklerinin incelenmesine çalışılıyorsa; istihbaratçıların da ilgili oldukları memleketleri öylece gözlerini dikerek ve kulaklarını vererek, istihbarat mikrofonu ve mikroskopuyla en ufak hareketine kadar dinlemek ve gözetlemek vazifesidir. Ben de pek fazla kıpırdayan Rusya’yı merakla bu tarzda temaşa ediyordum.” 

Günümüzde bu bağlamda mantık olarak değişen pek bir şey yok. Ancak gelişen çok fazla parametre var.

Örneğin artık istihbarat mikrofonları telefon, tablet, bilgisayara ve hatta akıllı sistemleri bulunan ev ve arabalara kadar yerleşmiştir. Yabancı istihbarat servisleri tarafından herkesi izleyebilecek muazzam büyüklükte verilerle adeta dans edilmektedir. İşte Timur gibi “şuursuzların” sözüm ona analog zekalarından sıyrılamadan sırf caka satmak uğruna kullandıkları birçok teknoloji de yine yabancı servislerin ekmeğine yağ sürmeye devam etmektedir.

Örneğin şu anda ülkemizde kullanılan işletim sistemlerinden mobil cihazlarla elde edilen verilere kadar her şey National Security Agency’nin önderliğinde birçok ittifak ülkeyle de anlık olarak paylaşılmaktadır. Günümüzde istihbaratta görevli olan saha elemanlarının yerini alan akıllı telefonlar, kamera, mikrofon gibi özelliklerle haber alma servislerinin gözü kulağı olmakla beraber yine güvenlik kamerası ve gelişmiş uydu teknolojileri ile birlikte daha birçok sensör yardımıyla ve gönüllü olduğundan bihaber kullanıcılar sayesinde çok daha düşük maliyetli saha elamanlarına sahip olunmuştur.

Son yıllarda muazzam atılımlara sahne olan savunma sanayimizin NATO standartlarında bulunan ve aynalama yapılabilen güvenlik zafiyetlerini gidermek adına çok ciddi çaba sarf edildiği bilinmekle beraber, bağımsız ve milli diyebileceğimiz bir uyduya sahip olamamanın çok ciddi eksikliğini de hissetmeye devam ediyoruz. Teknoloji transferi ve tersine mühendislikte çok ciddi bir bilgi birikimine sahip olmanın yanı sıra, Uzay Ajansının kuruluş iradesi de “Yeni Nesil İstihbarat” anlamında Türkiye’nin gücüne güç katacağı da ayrı bir gerçekliktir. 

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de Türk devletinin her anlamda önünü kesmeye çalışanlar, manipülatif bilgilerle toplumu kargaşaya sürüklemeye çalışanlar vardır. Geçmişte Karabekir Paşa’nın Enver Paşa’nın Ege adaları ve Trakya’yı kurtarma derdine düşmesi nedeniyle Rusların İstanbul’u işgal etmek uğruna Dünya harbinin fitilini ateşleyebileceğine pek ihtimal vermediğini ancak sonunda bu öngörünün gerçekleşmesi nedeniyle büyük bir panikle diğer tüm kurmaylarla beraber milli mücadaleye giriştiklerini aktarır.

Günümüzde ise pek kimsenin ihtimal vermediği veya teorik kavramları slogan gibi ifade etmekten öteye geçemeyen Siber Savaş kavramı şu anda büyük bir hızla yaşanmıyor mu?

Geçmişte orduların hareketliliği gözetlenebilirken bugün verilerin hareketliği üzerinden çok zekice oluşturulan algoritmalarla ülkelerin demografik yapısından siyasi düşüncelerine, cinsel eğilimlerinden giyim tercihlerine kadar her şey anlamlandırılmıyor mu?

Bunun siber savaşla ne ilgisi var? Veyahut, zamanında Mora’yı ve Atina’yı kaybetmemek için Navarin’de bulunan Osmanlı donanmasına dostluk göstererek yaklaşan İngiliz, Rus ve Fransız donanmalarının Osmanlı donanmasını ateşe vermeyi göze aldıkları gibi bugün de kişisel veriler ateşe verip toplumda kaos çıkarmak isteyenler olamaz mı?

Daha somut bir örnek vermek gerekirse, devlet dışı siber aktörlerin deşifre ettiği söylenen yabancı servislerce desteklendiği bilinen mesajlaşma, toplantı, arkadaşlık gibi daha nice uygulama üzerinden veriler ele geçirilirse ne olur? Diye sormak çok mu Hollywood filmi izliyorsun? Denilecek bir durum mudur?

Emin olun istihbaratçılığı görevimiz tehlikeden öğrenenlerin veya yabancı servislerin elemanı olmak için bir önceki yazıda Karabekir Paşa’nın belirttiği Fransız kadınların Romanya ordularına sızmak için kullanıldığı gibi kullanılmaktan zevk alanların bu soruyu sorması kuvvetle muhtemeldir…

Ancak hakikat değişmez…

Dijital suikasta maruz kalanların, önde gelen siyasiler olması sonrası çıkarılan yasaların uygulanabilirliğinin olmaması bir dertken, regülasyonların uygulanamadığı nice teknoloji ile dijital sistemler üzerinden devlet de ele geçirilebilir mi? Diye sormak her Türk vatandaşının görevi olsa gerek…

İstihbarat günümüzde yeni bir boyut kazanmış ve Siber İstihbarat çok daha önemli bir kavram haline gelmiştir. Manipülasyon klasik istihbarat ve siber istihbaratta olmazsa olmaz konuların başında gelmektedir. Bir bilginin manipüle edilerek bireyler veya toplumlar üzerinde çok ciddi yıkıcı etkilere sebep olabileceği sanırım hepimizin malumudur.

Karabekir Paşa’nın “Maskeli Misyonerler” olarak dikkat çektiği başlıkta yaşananlara baktığımızda günümüzde de maskeli misyonerlerin kürsülerdeki vaazlarıyla yaymaya çalıştıkları yanlış düşüncelerini telkin eden yaklaşımlarının denetimsiz sosyal medyanın etkileriyle çok daha güçlü bir şekilde devam ettiğini görmekteyiz.

Özellikle 15 Temmuz darbe kalkışmasının mimarlarının maskeli misyonerler olduğunu devletin en üst kademesi dahi dile getirmektedir.

Maskeli misyonerlerin 8-10 yaşlarındaki çocuklardan yani çekirdekten yetiştirilen misyonerlerin ilk öğrenimlerini kendi milli okullarında başladığını daha sonra ise ailelerden alınan rızalar ve başarı bursları ile yurt dışı destekli misyonerlik okullarında adeta devşirildiğinin altını çizmekte fayda var.

Karabekir Paşa’nın o dönem dikkat çektiği söylemlerin günümüzde devam edip etmediğini siz değerli okurların takdirine bırakıyorum… “Cennetin yolu viranelikten geçer”, “Dünya Hıristiyanların, ahiret Müslümanların”, Medeniyet dediğin bina ile zinadır”, “Evvelimiz Şam ahirimiz Şam”, “Bit yiğitte bulunur”, “Geç olsun da güç olmasın”, “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” gibi uyuşturucu ve ümitsizliğe düşürücü sözlerin içimizde nasıl tutunabildiğini irdelerken bu kaynağı da unutmamalıyız.

 “Casusların elde ettikleri bilgileri anında ulaştırması ne müthiş bir şeydir” diyen Karabekir’in günümüzde App Store ve Google Play üzerindeki uygulamalar ve daha birçok ülkeye ait markanın ürettiği telefon, tablet ve bilgisayarlar ile elde ettikleri nice bilgiyi ışık hızında ulaştırmasına nasıl bir tanım yapardı diye sormadan edemiyorum…

Maskeli misyonerler ve masonların hükümet yetkililerin güvenlerini ve yüksek taktirlerini kazanmaları bir yana, bu gibilerin işi gereği idarecileri yanlış yönlendirip toplumda kargaşa çıkarmaları bir yana.

Günümüzde maskeli misyonerleri övenlerin “hata ettik” diyerek halen daha hükümet yetkililerin resmi danışmanları olarak idarede etki-yetki dahilinde olmaya devam etmeleri Karabekir Paşa’nın (İmparatorluğun Çöküşü isimli eserine baktığımızda ) döneminde olduğu gibi bugün de tek bir farkla devam etmektedir. Bu fark ise casus, mason ve maskeli misyonerlerin denetimsiz ve yüksek manipülasyon yeteneğine sahip yabancı dijital enstrümanla çok daha güçlü bir şekilde varlığını sürdürebilmesidir.

İstihbarat

Karabekir Paşa’nın İmparatorluğun Çöküşü isimli eserinin birinci kısmındaki Dış Güçler bölümünde anlattığı biçimde barışta teşkilat kumayı Enver Paşa’ya aylarca önce teklif etmişti. Almanların dahi haberi olmadan bu teşkilatın kurulmasını Enver Paşa’ya kabul ettirdiği halde ne yazık ki o zaman Dahiliye Nazırı (İç İşleri Bakanı) olan Talat Bey’in, bu teşkilatın Dahiliye Nezaretine (İç İşleri Bakanlığı), daha doğrusu kendisine bağlanmasını istedi. Tabiyatıyla bu iş de yürümedi. Fakat, bilhassa daima endişe de bulunduğumuz Rusya’dan gerektiği gibi bilgi alabilmek için barışta ve seferde çok kıymetli araçlardan istifade edebildiğini aktarmıştır. “Çok kıymetli araçlar” olarak ifade ettiği husus ise Avusturya-Macaristan ordusunun istihbaratı Rusya için, İngiltere’ye karşı ise Alman istihbaratından faydalanılması söz konusuydu.

Günümüzde ise NATO ittifakına ait ortak teknolojiler ile NATO dışı ülkelere karşı istihbarat elde edilirken, NATO’nun son yıllarda Türkiye’nin taleplerini yerine getirmemesi nedeniyle ise Rus teknolojileri ile düşmanca tavırlar sergileyen ve müttefik görünümündeki ülkelere ait istihbarî bilgiler elde edilmektedir.

Elbette dışa bağımlı teknolojilerle elde edilen istihbaratın manipülasyona açık olması nedeniyle son yıllarda savunma sanayinde yapılan atılımlar çok daha büyük önem kazanmıştır.

Özellikle 5G teknolojisi için Amerika ve Çin arasında ciddi bir mücadele vardır. Bu mücadele jeostratejik önemi çok yüksek ve vatan toprağı olan boğazlarımız sayesinde denge siyaseti uygulamak kadar hassas bir durumdur.

Siber Vatan da tıpkı Mavi Vatan da olduğu gibi kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge gibi kavramların karşılığı ivedilikle olmalıdır. Elbette bu karşılığı verebilmek ve dijital mütekabiliyette avantaj sağlamak için çok daha hızlı veri akışı sağlamak adına uydu ve bilgisayar teknolojilerinde en az Çin kadar etkin olabilmeyi hedeflemeliyiz.

Vortrag (Takrir-Bilgi Verme)

Karabekir Paşa’nın notlarında VORTRAG başlığının altındaki açıklamaya göz atarak yazımıza son verelim…

“Her gün verilen takrire (bilgi verme) Almancası olan Vortrag diyorduk. Alman müdürüm varken benim Enver ve Liman Paşalarla temasım pek az olurdu. Seferberlikle beraber her gün öğleden evvel Erkan-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı) Bronsart ve İkinci Reis Hafız Hakkı Bey’den başka Enver ve Liman Paşalara da takrir verme görevini ben yapmaya başladım.”

“Vortrag’da şunları bildirdim;

Avrupa savaş cephelerindeki harekat,

Memleketimizi ve ordumuzu ilgilendiren bilgiler,

Basın ve yayınlarımızdaki önemli yazıların özetleri, ajans ve basına verilecek tebliğler ve diğer haberler, casusluk ve propaganda işlerine ait önemli meseleler”

Karabekir Paşa’nın o dönem Alman müdürü gözetiminde icra etmeye çalıştığı Vortrag görevi malumumuz. Bugün ise NSA direktörünün gözetiminde “BİlGİ VERME” görevini icra etmek zorunda kalanlara Karabekir ve Enver Paşa’nın bilinciyle geliştirilmiş yapay zekaya sahip Siber Börülerden destek gelir mi? Gelirse “Milli Bilişim Seferberliği” ilan edilir mi? Edilirse, Siber Vatan için Siber Börü birlikleri daha aktif görevlerde yer alır mı?

Tüm bu sorulara ne yanıt verilir? Yanıt verebilecek zekaya sahip kimse var mı? Bilemem ama,  Karabekir, Enver ve bu vatan için hayatlarını hiçe saymaktan geri durmayan nice paşalarımızın yapay zekaya aktırılması gereken bilinçleri yeni nesil istihbaratın, yani siber istihbaratın inşası için yol göstericisi olduğu kesin ve kaçınılmaz bir hakikattir.

 

 

* Kazım Karabekir İmparatorluğun Çöküşü Truva Yayınları

Tags : 1. dünya savaşıAksak TimurBilişim Diplomasisiburak bozkurtlardijital mütedijital mütekabiliyetkarabekirkurtuluş savaşırusyasiber diplomasiSiber diplomatsiber güvenliksiber istihbarat
Burak Bozkurtlar

The author Burak Bozkurtlar

Siber Güvenilir Türkiye

5 yorum

  1. Yine konulara bakış açısı olarak cok farkli yaklaşan güzel bir makale olmus. Allah klavyene ve Türk’e güç versin.

  2. “Elbette bu karşılığı verebilmek ve dijital mütekabiliyette avantaj sağlamak için çok daha hızlı veri akışı sağlamak adına uydu ve bilgisayar teknolojilerinde en az Çin kadar etkin olabilmeyi hedeflemeliyiz.”

    Umarım bir gün internet sağlayıcıları yükleme hızlarını kısmaktan vazgeçerler de internete içerik yüklemek kolaylaşır.

  3. Selâm…
    Sağlık ve afiyet içinde güzel günler, iyi akşamlar diliyorum…

    Yüreğine, Emeğine sağlık…Tarihsel mirasımızı/kazancımızı güncellemek suretiyle Çok verimli bir yazı dizisi… Çalışmalarında başarılar /kolaylık dilerim!

  4. Senin yazdıklarını dikkatli şekilde okumak ve anlamak lazım çünkü diğer bu işi yapanlar gibi ( işini iyi yapanlara sözüm yok) kulaktan dolma bilgilerle değil hepsi bilgiye dayalı ifadeler

Leave a Response