Bazen tarih, kendini yüksek perdeden anlatmaz. Birkaç ay önce Gemlik’te eski bir evin tadilatında bulunan tozlu kitaplarla fısıldar… Üstelik bu ev, sıradan bir ev de değildir: Celal Bayar’ın doğduğu ev. Gemlik’in o sade sokaklarında, Galip Hoca’nın yıllarca koruduğu aile yadigârı rafların arasında saklanan Cemal Kutay’ın cilt cilt İstiklâl ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi… Kitapları eline aldığında insan, “tarih yazılmıyor, yaşanıp bekletiliyor” duygusuna kapılıyor. O sayfalarda yalnızca Anadolu’nun küllerinden doğuşunu okumuyorsun; aynı zamanda Cumhuriyet’in ilk on yılındaki akıl terini, Celal Bayar’ın ekonomi politikalarındaki isabeti, yoklukla kurulan fabrikaların ardındaki stratejik zekâyı da görüyorsun. Çünkü bu topraklarda milli mücadele sadece savaş meydanlarında değil; iktisatta,






















