Siber Güvenlik Başkanlığı Kuruldu Özellikle son dönemde artan siber saldırılar ve bu saldırıların hayatımızda somut etkilerini iliklerine kadar hissettiğimiz sanırım hepimizin malumu. Konvansiyonel olmayan savaş teknikleri arasında yerini alan Siber savaş kavramını hafife almanın ulusal güvenlik açısından çok büyük riskler taşıdığı ve alınması gereken önlemlere ilişkin birçok MGK kararı sonrası bana göre kuruluşu geciken Siber Güvenlik Başkanlığı vatana millete hayırlı uğurlu olsun. Atalarımızın tabiriyle kün aysın diyelim. Tabi başkanlığın görev yetki ve sorumlulukları da oldukça hayati öneme sahip amaç ve kapsam nedeniyle merak konusu oldu. İncelemek isteyenler için Resmi Gazate’de yayınlanan dökümanın bağlantısını aşağıya bırakıyorum, merak edenler için… Bir
Hepimiz Discord ve Instagram gibi platformları kullanıyoruz, ancak bu platformların sunucularının yurtdışında olduğunu ve ülkemizde temsilcileri bulunmadığını da biliyoruz. İlginç olan şu ki, bu şirketler, ilgili kurumların kestiği para cezalarını ödemekten kaçınmıyorlar, aksine bu cezaları ödüyorlar. Ancak asıl sorun, kanunlara uygun olarak suç teşkil eden durumlarda yetkililere bilgi paylaşmamaları ve muhatap bulunamaması. Yani bu platformlar suçların takibi konusunda bir engel oluşturuyorlar ve biz, ülke olarak elimizi kolumuzu bağlayan bir durumla karşı karşıyayız. Bu paradoksal duruma dikkat çekmek istiyorum: Bir yandan bu platformlar, ücretsiz hizmet veriyor gibi görünerek büyük kullanıcı kitlelerine ulaşıyor, ama diğer yandan kişisel veri ve siber istihbarat açısından
Lübnan’da yaşanan ve Hizbullah kadrolarına yönelik İsrail tarafından yapıldığı iddia edilen siber saldırıda çok sayıda ölü ve yaralının olması, saldırı yönteminin ne olduğuna dair sorularda haliyle merak uyandırıyor. Drone ya da savaş uçağının bile ötesinde nokta atışla hedefi imha ya da ağır tahribe yol açan saldırı türü ne ola ki? Diye soranların sayısı da epey artıyor. Çünkü saldırı için kullanılan cihaz basit bir çağrı cihazından ibaretti. Dünyanın en gelişmiş teknolojilerini ve nükleer silahlarına güvenenleri bile ürküten bu olayla aslında İsrail dünyaya “kemerinizde taşıdığınız veya elinizde mesaj okurken baktığınız çağrı cihazınız sonunuz olabilir” mesajı çok net verilmiş oldu. Evet bu mesaj
Çok kıymetli Rusyalı bir arkadaşımla havadan, sudan, gezegenlerden ve daha birçok konu hakkında konuşurken bir anda siber güvenlik duvarına çarpmaktan kendimi alı koyamadım ve adeta şoke oldum. Her nedense aklıma da bay pipo geliverdi. Çünkü komplo teorisyenlerinin bile çoğundan fazla okurları alt üst edebilen yazılarıyla ilgi çeken Bay Pipo (şu sıralar pipo içiyor mu bilemem ama bir kere namı salındığı için hep bay pipo olarak anımsanır) nun ülkemizde yaşanan deprem felaketinde yapay deprem ve mavi vatanda bulunan Amerikan gemisine dikkat çeken basının Koç başı niteliğindeki yazıları ilgililerin malumudur. Nasıl bu koyu sohbetten evvel duyup yazmamış diye hayret ettim ki konunun
Her geçen gün yeni nesil teknolojiler hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yerini alıyor ve görünüşe göre de almaya devam edecek. Özellikle elektrikli araçlar, yapay zekâ ile üretilen video içerikler ve dronlar ile gerçekleştirilen gösteriler hepimizin malumu olduğu üzere bu sıralar herkesin dikkatini çekmeye başladı. Uzun süredir yapay zekâ destekli hükûmet ve kamu yönetim modelini açıklayan ve ulusal siber güvenlik stratejilerinde siber istihbaratın kritik önemini anlatmaya çalışan biri olarak yeni bir yazıyla farkındalık oluşturmayı istedim. Yalnız bu yazıyı lütfen dikkatli okuyunuz. Bu dikkatli okumayı da tüm inançlardan bağımsız, yani objektif olarak yapmayı deneyiniz. Günümüzde akıllı telefon ve bu akıllı telefonlarda bulunan mesajlaşma, sosyal
Son dönemlerde yaşanan ifşalara siber güvenlik penceresinden bakmak ister misiniz? Öncelikle baştan belirteyim aşağıda yazanları okuduğunuzda oturma düzeninizde biraz değişiklik olabilir. Tabi herkes için değil ama birçok kişi için film senaryosu gibi de gelebilir. Öyle ya! Burada yazılanların çok daha fazlasına erişebilen bir devlet aklı var ve hafızasında işlenen bilgiler var. Şimdi ardınıza yaslanın ve çayınızı yudumlarken okumaya hazırsanız başlayalım… Kamuya açık birçok yazı ve söyleşide 3. Dünya savaşının siber savaş olarak hızla devam ettiğini, toplumun tüm kesimlerinde bu siber savaşın etkilerinin yüksek dozda yaşandığını ve hatta aile bütünlüğünün bozularak siber istilanın en güçlü enstrümanının uzun süredir aktif olduğunu ve
Gün geçmiyor ki yeni bir haberle birlikte devlete olan inanç ve güven yıpratılmasın. Özellikle bir tarafın yandaşı olan kanalların o bir taraflarına yaranmak için yaptıkları haberlerden bunalanların sürekli vakit geçirdiği sosyal mecralarda muazzam bir bilgi akışı var. Bu akış içerisinde hayvanları katledenlerden eğitimsiz memurların vatandaşa tehditler savurduğu videoların yanı sıra sözüm ona din adamlarının akıldan yoksun açıklamaları ile bir dediği diğerini tutmayan siyasilerin söylemlerine kadar her şey bulunuyor. İnternet ve sosyal medya okur yazarlığından bihaber olanlar ise birçok teknoloji kullanılarak üretilen sahte içeriklere de hemen inanarak öfke patlamaları yaşıyorlar. Hatta Rusya ve Ukrayna savaşında deep fake teknolojisi ile üretilen bir
Son yazdığım yazıyı okuyan bazı büyüklerimizin beni yapay zekayı iktidar kılmak için çabalayan küreselcilerin sözcüsü olmakla itham etmeleri sonrası üzülmedim dersem pek gerçekçi olmaz. Onlara laf yetiştirmek ve memleketimizin geldiği içler acısı durumun müsebbibi olmakla veya müsebbibi olanlara boyun eğdiklerini dile getirip suçlamak yerine “kalemine, zekana, ilmine kuvvet” diyenlerin dualarına layık olmaya çalışmak en iyisi diyerek klavyemin başına geçtim. Bugün sizlere özellikle sayısından daha çok her geçen gün artan etkileri ve neredeyse ülkemizde azınlık durumuna düşen Türk milletinin sabrını zorlayan yabancılar, kaçaklar, para karşılığı vatandaşlık alanlar veya geçici sığınmacıların aslında nasıl bir siber güvenlik kıskacı altında olduklarından bihaber olduklarını anlatmaya