Eleştiri

Vazifeyi İhmale Sürükleyen Merhamet Vatana İhanettir!

ddfdfd

Yazılı ve görsel medyanın yanı sıra sosyal medyada sıkça rastladığımız ve çok üzüldüğümüz haberlerin başında, eminim ki “beyin göçü ve genç yeteneklerin devlet kurumları tarafından dikkate alınmayıp, yurt dışında büyük ödüller alınmasını” konu eden haberler vardır. Son dönemde birilerinin sadece birilerine yaranmak adına “ışıklı ekmeklik”  gibi projelerin TUBİTAK isimli ve bize ait olan kurumdan ödül aldığını duyduk ve hatta sosyal medyada bir çok paylaşıma da tanık olduk. Açıkçası ben bu tip haberlere inanmayıp araştıran biriyim. Hatta bir çok haberin devleti yıpratmak, halkın devlete olan güven ve inancını kaybetmeleri için hazırlanan asparagas haber üretildiğini de çok iyi biliyorum. Ancak bazı haberlerin akıl tutulmasına neden olan gerçekliğini görünce de şoke olmamak elde değil. Bu satırları okurken ufak bir dip not yazmakta fayda görüyorum…

Dipnot: Milletvekilleri bilindiği gibi Millet’in vekilleridir. Yani asıl olan bizler vekiller ise mecliste bulunanlardır. Vekil önünde önünü ilikleyenler bu satırlardan sonrasını lütfen okumasın. Ayrıca kamu kurumlarında çalışan, ister yönetici olsun isterse çalışan olsun makamların geçici idarecileridir. Yani, ihalelerde şartnameleri anlaştıkları özel sektör mensupları ile birlikte hazırlayanlar da, belediye başkanı olup gayrimenkul firmalarına inşaat izni için para yada imara izin verdikleri ve çok beğendikleri bir yerlerde köşk yaptırarak oraya yerleşenlerde vatan haini ve şeref yoksunu haysiyetsiz insan müsvetteleridir. Devlet Ebed Müddet ilkesine bağlı olan şerefli devlet adamları ile üç günlük şu fani dünyada hiç bir geliştirme yapmadan sadece tüketmeye hizmet eden onursuzları asla aynı kefeye koyamayız ve çakallara da asla yedirmeyiz. Olur da bu satırları okuyup gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içerisinde olduğunu fark eden olursa, onurlu devlet adamlığı kapısı ardına kadar açıktır…

 

HAVELSAN, ROKETSAN ve TAİ’nin başarıları ile gurur duyan bir Türk genci olarak bir an evvel ROBOTSAN’ın  kurulması gerektiğini ve siyasilerin popülist tavırlarına kurban edilmemesi gerektiğini dile getirmek istiyorum. Çünkü olur da bir siyasi şunu bunu biz yaptık derse 1- İslam inancını temsil ettiğini iddia eden bir siyasi ise; İslam inancında Allah’tan başka İlah yoktur ve bizler hiç bir şey yapamaz sadece vesile oluruz. Daha doğrusu bizden tecelli eden O’dur. 2- Sağ, Sol yada Merkez vb.gibi görüşlü bir siyasi ise; HAVELSAN, ROKETSAN ve TAİ gibi kurumlar şu anda CMMI yani NATO standartlarının, Türkiye’de akredite yetkisi verilen TÜBİTAK tarafından ve NATO’nun belirlediği teknolojik alt yapılar üzerine inşa edildiği için milli teknoloji aslında bir masaldır. Bu masalı halkın avam tabakasına yutturabilir ancak hangi görüşten olursanız olun yeni nesillerin yabancı teknolojilerin kölesi olmalarının önüne geçilemeyecektir. Kısacası, siyasiler siyasetini yapsın ve Hakikat ile geliştirenlerden destek istesinler. Hakikat ile geliştirenler derken; bakınız, BTK isimli kurumumuzun başkanı Akıllı telefonlarda kullanılan devlet kurumlarına ait(E-devlet gibi) mobil uygulamaların sahtelerinin olduğunu ve gereksiz erişim izinleri istenmesinden kolaylıkla anlaşılabileceğini söyledi. Ayrıca, tamamen kötü amaçlı olarak telefonunuza erişebileceğini de ekledi. Olması gereken bir açıklama ama eksik. Öncelikle BTK Başkanının vazifesi şu tehlike bu tehlike demek midir? Yoksa, çözüm bu demek midir? Bu sorunun yanıtını vicdan ve akılların kesiştiği yerde ben bırakıp nasılsa rakip olmadığım kişilere yardımcı olmak adına biraz daha fikir vereyim. Öncelikle BTK başkanından Facebook ve Twitter kullanırken kendisinin de verdiği erişim izinlerinin oldukça tehlikeli olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Hatta, BTK gibi bir kurumun tüm imkanlarını seferber ederek tamamen kendi kontrolümüzde olan HTTP, HTTPS ve www’ e alternatif olabilecek protokoller ile milli bilişim seferberliğine katkı sağlanmalı. Kısacası önce bize ait platformlar ve teknolojileri geliştirmeden üstelik tamamen Five Eyes’a hizmet eden yabancı istihbarat araçları üzerinden (Facebook, Twitter vb.gibi) paylaşımlar ile ülkemize de devlet başkanımıza da dürüst ve hakikat dolu bilgiler veremeyiz. Tez zamanda farkındalığın fevkinde ve  hakikatin ehil ellerde tecelli etmesini arzu ediyoruz.

Öte yandan özel sektörde “Milli Teknoloji” geliştirdiğini iddia edenlerin sayısı hızla artıyor. Ayrıca Milli Teknoloji mi? Yoksa Milli olarak geliştirilen global bir teknoloji mi ? Geliştirmek gerek ve milli teknoloji için gereken enstrümanlar nelerdir? Sorusunu sormak gerek. Quantum bilgisayarların konuşulduğu günümüzde belki çok iç açıcı enstrümanlarımız yok ama en azından ne yapılması gerektiğini henüz dile getiren bir özel sektör temsilcisi de göremedik. Devletimizin bize verdiği müsade ile çıkıp baktığımız özel sektörün hali oldukça popülist bir seviyede boş görünüyor. Ulusal Siber Güvenlik Politikaları panelinde yanımda konuşan firma sahibi, yerli bir DLP (data loss prevention) çözümü de yok, dahada mühim olanı kendimize ait bir makine dilimiz bile yok dediğimde bana cevaben şunları söylemişti; “bir defa milli makine dili bir hayal hem bu iş için onlarca yıl gerekli ” demişti. Tabi 1997 yılında kurduğu firması ile görünürde teknoloji işi yaptığı için ve dahi mühendis zekası yada ehliyetine sahip olmadığı için bu şekilde konuşması normal karşılanabilir. Ancak 20 yıllık bir sürede o ihale senin bu ihale benim koşturanlardan olduğu için yerliymiş milliymiş pek önemsemediği gibi ne yeteneği nede inancı yokmuş bu konularda. Olsun, yeni nesillere anlatılması gereken gerçek hikayelerin bu tip karakterlere de ihtiyacı var.

Özel sektörün derdi elbette para kazanmak ve Kamu’ya iş yapmak. Son dönemlerde kamu ve özel sektörün ilişkileri pek incelenmediği için yine pek incelenmeyecek sanıldı. 15 Temmuz Hain darbe kalkışması sonrası FETÖ mensuplarının çoğu deşifre oldu ama hızla kurdukları ve NATO standartları “kardeşim mecburuz “ dedikleri tüm sistemler devam ediyor. Elbette ki Devlet Ebed Müddet ilkesine bağlı ve gözlerini dahi kırpmadan canlarını feda edecek yiğitlerimiz var. Bu yiğitlerin MGK’ya danışmanlık yaptık diye piyasada caka satanları da, TÜBİTAK çalışanını proje geçirmek adına kendi çıkarları doğrultusunda özel sektörde çalıştıranları da tespit edip raporladılar. İster kapalı zarfta ister dolaylı banka transferleri ile haksız kazanç sağlasınlar, hiç önemli değil. Çünkü, devlet hep 18 yaşındadır. Ancak 18 yaşın hakkını ne derece veriyor tartışılması gerekli. Evet meclis TV ile canlı yayın yapıldığı gibi tüm kamu personelinin yaptığı çalışmalar, günlük iş akışları, başarıları ve kısacası faaliyet raporları çevrimiçi olarak yayınlanmalı. Vatandaş istediği an hangi kurumda ne olmuş bilmeli ve bağımsız olarak denetim yapılmalı.

Şimdi demem o ki,  hakikat ağır gelmiş olabilir ama hakikat, hakikattır. Vazifeyi ihmale sürükleyen merhamet, vatana ihanettir. Şimdi kamu tarafı, danışmanlık aldığı firmaları ve şahısları son bir kere daha gözden geçirsin. Ardından özel sektörün güzel yürekli ve zeki yöneticileri ellerini vicdanlarına koyup ve ego yapmadan hakikat ile geliştirme nasıl olur? diye sorsunlar bizlerde gönüllü olarak anlatalım derdik amma, iş işten geçti ve Türk gençliğini hiçe sayanlar kara listemize dahil oldu. Haydi bakalım; milli geliştirin bizde alkışlayalım….

 

 

 

burakbozkurtlar

The author burakbozkurtlar

Leave a Response