Bilgi Güvenliği

Hakikat ile Siber Güvenliğe Bakış

hakikat2

Siber Güvenlik ve Yerli teknolojiler üzerine herkes konuşuyor, yazıyor, çiziyor ve oldukça iyi paralar kazanılıyor. Peki bu işlerde gün yüzüne çıkmayan hakikat nedir? işte bende bu yazımda sizlere bu işlerdeki saklı kalan Hakikat hakkında bilgiler vereceğim.

Öncelikle teknolojinin bilgisayarlar ile boyut atladığı ilk zamanlar Amerika ve Rusya’nın uzaya yolculuklarında çoktan deşifre olmuştu. Aslında internet askeri amaçlar için 1970 lerden beri var ancak ülkemize 90 larda en ilkel versiyonu kullanılmaya başlandı. Kısacası nur topu gibi bir internetimiz oldu. Commodore 64 ile kafa ayarı yaparak oyunlar oynayan bir nesil olmak ise belkide büyük bir şanstı bizler için. Türkiye’de Eczabaşı’nın önderlik ettiği ilk bilgisayar kullanımı, şirketler ,için vazgeçilmez bir hal aldı. Hemen ardından devlet kurumlarında bilgisayarlar kullanılırken, bilgisayar operatörleri için ise yeni bir iş sahası oluştu. Yabancı ülkeler üretiyor ve bizlerde yüksek paralar ödemek sureti ile teknolojik bir ülkeye dönüşüyorduk. İlk başlarda teknolojik bir ülke olabilmek için teknoloji üretmek gerektiğini kimse pek umursamadı. Zaten umursayanlarda, NATO standartları ve patentler yüzünden hemen vazgeçip, yazılım ve donanım ithalatçısı oldular.

Kamu tarafında emekli olmadan önce son bir vole vurmak için yeni bir güvenlik yazılımının Türkiye distribitörlüğü için çirkinleşmek bile güzel gelir olmuştu artık. Para varsa, güçte vardı ve herkes paranın peşinde koşarken ağızlarından akan salyaların kendi çocuklarına kanser etkisi yapacağını düşünmedi. Yıl 2017 ve geçtiğimiz günlerde wanna cry isimli cryptologun daha gelişmiş bir versiyonu saldırı için kullanıldı. En azından ülkemizde Renault’un üretiminin durmasına sebep olan bu virüs bizi Hakikat ile düşünmeye sevk etti.

Az sonra sizlere kimsenin duymak istemediği bazı sorular soracağım. Yalnız bu soruları tamamen bağımsız olarak okumalısınız. Yani, bu soruların muhatabı bizzat siz, eşiniz, çocuğunuz, babanız yada çok sevdiğiniz birileri olabilir. Ayrıca aslında tüm bu kaosun basit ve hızlı bir çok çözümü var ama her şey zihnimde ve zihnimi kimseye peşkeş çekmeye niyetim yok…

  • %100 yerli diye bildiğimiz ve devlet erkanını dahi peşinden sürükleyen teknolojiler gerçekten yerli mi?
  • Yerli yada milli diyebileceğimiz bir Anakart var mı? Ram var mı? İşlemci var mı?
  • Havelsan, Roketsan ve Tai gibi kurumların hassas verilerini (proje çizimleri vb) korumak adına yerli bir veri kaybı önleme platformu var mı?
  • Siber Güvenlik Federasyonu adı altında gençleri bir araya toplayanlar mı ülkemizin siber güvenlik stratejilerini belirliyor? Devlet ne zaman doğru yaptı ki? Biz doğrusunu yapar devlete de doğru bu deriz? Diyenler gerçek mi?
  • Hacker orduları için baz alınan müfredat bizler tarafından mı belirlendi yoksa CEH gibi müfredatlar da mı yabancı?
  • Amerika’nın olası bir dijital ambargosu sonrası, ülkemizde neredeyse heryerde kullanılan windowslar kullanılabilir mi? Siber saldırılara karşı güvenli olur mu? Yoksa isteselerdi verirdik diyerek yine TC kimlik numaralarımız gibi her verimiz verilir miydi?
  • Five Eyes nedir biliyormusunuz? Five Eyes benzeri bir yapılanmanız var mı?
  • Özellikle devlet kurumlarında çalışan ve alım konularında söz sahibi olan yöneticilerin hesaplarını hiç incelediniz mi?
  • Uydu olarak hangi ülkenin teknik alt yapısı kullanılıyor?
  • Makine ile iletişime geçebilen tamamen bize ait bir programlama dilimiz var mı? Yoksa, Amerikayı bir daha keşfetmeye ne gerek var diyenlerden misiniz?
  • Hamallık olarak nitelendirilen kod yazma ve hack yöntemleri için hacker grupları altında toplanan çocuk ve gençlerin bilgileri ile kitaplar yazıldığını ve bu kitapların satışlarından dahi para almadıklarını biliyor musunuz? Yada, kendisini devlet personeli olarak tanıtanların yetenekli çocukları kandırıp onların üzerinden aldıkları bilgiler ile büyük paralar kazandıklarını hiç duydunuzmu?
  • Kamu kurumlarındaki neredeyse tüm şartnamelerin satış yapan firmalar tarafından hazırlandığını biliyor musunuz?
  • Fatih Projesi kapsamında verilen tabletler ile, Çanakkale’den sonra kaybettiğimiz en büyük çocuk nüfusunu köleleştirdiğini biliyor musunuz?
  • Son olarak, tüm bu olup bitenlere sessiz kaldıkça ve hakikat ile çözüm üretebilenleri küstürdüğünüz için milyonlarca dolar bile verseniz bu işlerin bir çözümü olmayacağının farkında mısınız?

 

Daha fazla soru sorarak sizleri yormak istemem elbette. Ancak, ben şahsen siber güvenlik ve milli teknolojiler hakkında konuşmak, çalışmak ve uğraşmak istemiyorum. Sadece ön planda olmak adına nesillerimizi kurutan herkesten tiksiniyorum ve bu yüzden Wanna Cry virüsünden etkilenmeyen tek yer olan Afrika’ya selam olsun diyorum.

Yeni dünya düzeninde kurtarıcı beklemeye devam edenlere son yazımla veda etmeyi uygun gördüm. Siz her şeyin en iyisini bilir ve yaparsınız.

“Hakikat ile yaşamanızı ve köle olmamanızı dilerim…”

Tags : milli teknolijilersiber güvenlikyerli yazılım
admin

The author admin

Leave a Response