no thumb

CNN TÜRK ana haberde izlediğim haberden yola çıkarak aşağıda ki bilgilere bir göz atalım. Ardından bir de benim ön görüme veya farkındalığıma bir göz atalım…

—————————————————————         Rus uzay araştırmacıları dünyaya 95 ışık yılı uzaklıktaki bir yıldızdan güçlü bir radyo sinyali aldı. Bu güçlü sinyali uzaylıların göndermiş olması ihtimali bilim dünyasında heyecan uyandırdı. Ancak birçok bilim insanı da bu konuda yorum yapmak için yeterli bilgi olmadığı görüşünde.

Rus teleskopları, geçen yıl Mayıs ayında dünyaya 95 ışık yılı uzaklıktaki “HD 164595” isimli bir yıldızdan bir radyo sinyali aldı. Sinyali dünya dışı varlıkların ya da popüler ifadesiyle uzaylıların göndermiş olabileceği üzerinde duruluyor. Ancak bazı bilim insanları ise bu iddiayı inandırıcı bulmuyor. Uzay araştırmacıları şimdi bu sinyalin sırrını çözmeye çalışıyor.

Mars'ta yaşam deneyi sona erdi

Mars’ta yaşam deneyi sona erdi

Sinyal ilk kez Mayıs 2015’te Rus teleskopları tarafından keşfedildi. 95 ışık yılı uzaklıktaki “HD 164595” isimli güneş benzeri bir yıldızdan geldiği anlaşıldı. 1 yıl sonra duyurulan keşifse uzay bilimcilerini oldukça heyecanlandırdı. Dünya dışı yaşam araştırmalarını yürüten SETİ adlı ekip, sinyali takip altına aldı.

NASA, uzay istasyonunu satıyor

NASA, uzay istasyonunu satıyor

Tespit edilen gizemli sinyaller bilim dünyasını ikiye ayırdı. Bazı bilim insanları olağandışı buldukları sinyalleri uzaylıların göndermiş olması ihtimalini değerlendiriyor. Hatta söz konusu uzaylıların medeniyetleri insanlarınkinden çok daha gelişmiş olabilir.

Ancak çoğu bilim insanı, o gizemli sinyalin tekrarlanmasını bekliyor. Çünkü bu sinyaller daha önce de duyulan başka sinyallere de benzer. O yüzden, eldeki bilgiler henüz bu iddiayı doğrulamak için yetersiz. SETİ’nin yöneticilerinden Seth Shostak da sinyalin uzaylılarla ilgili olduğunu düşünmüyor. Shostak, “Ruslar, sinyali bir kez daha bulmuş olsalardı birini arar, ilginç bir sinyal bulduk derlerdi. Ama bunu yapmadılar. Bence onlar da sinyalin dünya dışı varlıklardan geldiğine ikna olmuş değiller. Biz de sinyali bir kez daha bulmayı başaramadık. Bu yüzden sinyalin yeryüzünden geldiğini düşünüyorum” diye konuştu.

Önümüzdeki ay Meksika’da Uluslararası Uzay Kongresi toplanacak. Gizemli sinyalin kongrede ateşli tartışmalara neden olması bekleniyor.

 

http://www.gazetevatan.com/uzaydan-gelen-sinyalin-sirri-cozulemiyor-719125-teknoloji/

http://www.webeyn.com/proje-y/gizemli-sinyalin-sirri-cozulemiyor.html

 

Bahsi geçen frekanslar öncelikle üretilebilen bir madde gibidir. Her ne kadar “madde;

ad
  1. 1.
    duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan, yer kaplayan nesne.
    eş anlamlısı: özdek
  2. 2.
    bir şeyi oluşturan öğe ya da öğeler.
    “Cam silisli maddelerden yapılır”
    ————————————————————————————-
                            Her iki tanıma da uymuyor gibi görünse bile bir sesi oluşturabilen ve duyu organları ile algılanabilen hatta insanların çıldırtmaya varan etkisi zihinlerde delicesine yer kaplıyor da olsa frekansa madde demek bilimsel olarak mümkün kılınmamış ve dışarıda bırakılmış.
    bir iki gün önce gerçek bir devlet adamı olan Ömür ağabeyimin yazısında biyolojik savaşa dikkat çektiğinde benim de konvansiyonel olmayan savaş teknikleri arasında yerini alan, siber saldırıların dışında biyolojik, kimyasal savaş tekniklerinin yanında siberin diğer bir boyutunu açıklayacağım aklımın ucundan geçmezdi. İlham işte…
    Geleceğimiz için siber güvenlik komutanlığının kurucularından olmakta hiç aklımda yoktu ve ben şu an kızağa kendini çekip, roman geliştiricisi olacağımı yaşamaktansa filminde oynamayı seçeceğimi de sanmazdım. Ancak insanın bazen bir roman içerisinde, farkında olarak sadece başarı ve birazda olsa mutluluk için çabalaması da gerekli…
    Ama asıl konumuz, yukarıda görüldüğü üzere “sinyalin 3 parçalı bir yapıda olduğu, 4 basamaklı 3 sayıyı döngüsel biçimde yaydığı ileri sürülüyor.” cümlesinde ki verilen matematiksel verilerin bazı metal ve maddeler ile güçlü etkilere ulaştığı da görülebiliyor.
    Aslında tüm bunların bir amacı var.
    Şöyle düşünün; mangal gibi yüreği var, delikanlı çocuk, aslan parçası deriz ya hani, o misal. Eğer korkmazsanız ve iyi tekniklerle hareket ederseniz dev gibi birini yere serebilirsiniz. Ama korkarsanız ve dev gibi de olsanız küçücük birinden korkup geri durabilirsiniz. Bu arada korkunuz karşı tarafa zarar verip hayatları mahvetmek ve vicdan azabından da olabilir. Kısacası korkabileceğiniz bir şeyler olursa koşullarınız kötü döngüsel bir yapı da şekillenebilir.
    Evet bir türlü asıl meseleye gelmedik,
    Asıl mesele şu ki; Hollywood uzun yıllardır nesiller üzerinde çalışarak, uzay yolundan, star wars a kadar çoookkk uzay hikayesi işledi. Evengelistlerin üstadı Tom Cruise da Dünyalar savaşı gibi filmlerle, umutsuzluğu ve güçsüzlüğü aşıladı. Evet uzaylı görünce taş atan bir millete ne derece uzaylı hikayesi korku salar bilemem. Lakin, insanların inançları ile oynarlarsa, hiç olmasa yapı taşlarımızı zedeleyip, uzaylıların bile kahkaha atacağı komik durumlara düşebiliriz.
    Unutmayın bu milletin başına geçen çuval halen daha çıkmadı. Çuvalın çıktığı an, farklı sinyal türleri ile konvansiyonel olmayan savaş tekniklerinde bir kaç metot da bizden çıkar ve dünya barışı, sevgi ile mutlu uzaylılar olarak gittiği yere kadar gideriz…
    Uzaylı dedim diye alınmayın! “Hele bir İnsan olamadık, Adem olalım da, dünyalı olmuşum çok mu? diyelim de” gerisi kolay…

    Kaynak: http://www.webeyn.com/proje-y/gizemli-sinyalin-sirri-cozulemiyor.html#ixzz4J1n3mh9m
    Bu yazı yukarıda belirtilen adresten alınmıştır.

“Önümüzdeki ay Meksika’da Uluslararası Uzay Kongresi’ne katılmayı çok isterdim. Ama okumam gereken bir roman var ve umarım romanı herkes benim gibi okuyabilir.

 

Gerçi Konfiçyus “UMMA” demiş ama…

 

Hayatı Roman olan herkese selam olsun….

Tags : gizemli sinyalin sırrısinyalleruzaylılar
admin

The author admin

Leave a Response